Yemek Haber Sitesi

Haber Takip Merkezi – Güncel ve Tarafsız Haber Sitesi – Ülkenin Nabzını Tutan Site

ABD’nin Ukrayna yardımı hayırseverlik mi zorunluluk mu?

ABD Başkanı Donald Trump ile Ukraynalı mevkidaşı Volodimir Zelenski arasında 28 Şubat 2025 tarihinde Beyaz Saray'da gerçekleştirilen ve iki ülke arasında nadir toprak minerallerine ilişkin anlaşmasının imzalanmasını amaçlayan ikili görüşmeye ...

ABD Başkanı Donald Trump ile Ukraynalı mevkidaşı Volodimir Zelenski arasında 28 Şubat 2025 tarihinde Beyaz Saray’da gerçekleştirilen ve iki ülke arasında nadir toprak minerallerine ilişkin anlaşmasının imzalanmasını amaçlayan ikili görüşmeye, tarafların anlaşmazlıkları damga vurgu. Böylece dünya çapında manşetlere taşınan ve aynı zamanda Trump yönetiminin Ukrayna tarafının aleyhine bazı politika eylemlerini geçici olarak etkileyen, daha önce görülmemiş sertlik hakim oldu.

Politikacılar arasındaki hararetli tartışmalarda ortaya çıkan ana temalardan biri “minnettarlık” kavramıyla ilgiliydi; Trump ve Başkan Yardımcısı JD Vance, Zelenski’yi sözde yeterince minnettar olmadığı ve ABD yardımının alıcısı olmasına uygun olarak “hürmetkâr bir şekilde davranmadığı” için açıkça ve defalarca azarladı. Trump, Zelenski ile son tartışmasından önce de savaştan zarar gören ülkeye sağlanan mali yardım miktarını eleştirmişti. Her ne kadar ABD’nin desteği Ukrayna’nın tam egemen bir devlet olarak varlığını sürdürme mücadelesinde eşitliği korumasını sağlaması bakımından mihenk taşı olsa nile aslı itibariyle Ukrayna’nın, ABD’nin zararına haksız yere fayda sağladığı söylemine karşı çıkmak için pek çok gerekçe mevcut.

SAVUNMA MÜTEAAHHİTLERİ VE TRUMP EKONOMİSİ

İlk olarak, uluslararası ilişkilere tamamen işlemci bir yaklaşım benimsenecek olduğunda Ukrayna’ya sağlanan yardımın, elde edilen temettüler açısından hikayenin tamamını anlatmadığı açık. 2024’ün başlarında yapılan kapsamlı bir araştırma, Ukrayna’ya yardım olarak ayrılan fonların %90’ının ABD’de kaldığını, ABD’li “savunma müteahhitlerinin” endüstriyel üretim tesislerine yatırım yapmasını teşvik ettiğini ve böylece 30’dan fazla eyalette Amerikalılar için yeni iş yerlerinin açılmasına neden olduğunu ortaya koyuyor.

Ukrayna’nın savaş çabalarına hizmet eden kilit mühimmatın tamamı ABD topraklarında üretiliyor. Şaşırtıcı olmayan bir şekilde ABD savunma ve havacılık sektöründeki sanayi üretimi, Rusya’nın Ukrayna’yı geniş çaplı işgalinin başlangıcından bu yana %17.5 oranında artış gösterdi. Trump’ın birçok kez istihdam yaratma konusunda “doğal bir yetenek” olduğunu düşündüğü şeylerle gurur duyduğunu belirttiği göz önünde bulundurulduğunda, Ukrayna’ya yapılan yatırım aslında başkanlığının kapsayıcı ekonomik hedeflerinden biriyle tamamen uyum gösteriyor.

Trump, Zelenski’yi basının önünde fırçaladı! Canlı yayında gergin anlar

Tamamen işlemci kriterlerin, ölçülmesi daha kolay diğer göstergelerden düzgün bir şekilde izole edilemeyeceğini de belirtmek gerekir. “Yumuşak güçleriyle” takdir toplayan ülkelerin küresel pazarda ihracatlarında daha başarılı olduklarına ve ihracatta güç merkezi olma ihtimallerinin çok daha yüksek olduğuna dair somut kanıtlar da ortada.

Güçlü bir yumuşak güç projeksiyonunun ticaret kapasitesini, doğrudan yabancı yatırımı (DYY) ve ekonomik nüfuzu arttırma açısından yararlı olduğu bir döngünün varlığı ise artık aşikar. Dolayısıyla, ABD’nin Ukrayna’ya desteğinin devam etmesinin ülkenin “yumuşak gücünü” daha da arttırması ve ekonomik performans konusunda da iyileşmelere zemin hazırlaması muhtemel gözüküyor.

Trump’tan ültimatom gibi açıklamalar… Dünyanın gözü buradaydı

Trump ilk başkanlığından bu yana sık sık bu tür söylemlerde bulunsa da, 2022’ye kadar AB ülkelerinin kendi güvenliklerine katkılarını arttırmalarını sağlama girişimlerinde pek başarılı olamadı. Rusya-Ukrayna savaşının büyük ölçüde tırmanmasından az biraz önce, Avrupa’da çok az ülke savunma harcamaları için GSYİH’lerinin %2’sinden fazlasını kullanıyordu.

Bir perspektiften bakacak olursak, günümüzde 10’dan fazla Avrupalı NATO üyesinin askeri harcamaları GSYİH’lerine oranla bu oranı aşmakta. Dolayısıyla, Rusya’nın 2014’te Kırım’ı hızlı bir şekilde işgal etmesiyle olduğu gibi Avrupa’ya bir oldubitti sunmasına izin vermeyen Ukrayna’nın zorluklar karşısındaki cesareti ve direnci, ülkenin Avrupalı müttefiklerinin savunması için ayrılan fonlarla ilgili olarak ABD üzerindeki ekonomik yükün potansiyel olarak hafifletilmesine yardımcı olan faktörlerden biri oldu.

ABD’NİN YARDIMLARI AVRUPA’DAN FAZLA MI?

İkinci olarak, ABD’nin Ukrayna’nın masraflarını üstlendiği, Avrupalıların ise temelde “bedavacı” olduğu yönündeki yaygın görüşün aksine, Almanya’daki Kiel Enstitüsü tarafından yapılan hesaplamalar, Avrupa’nın Ukrayna’ya yaptığı askeri yardımın ABD’ninkiyle kıyaslanabilir düzeyde olduğunu ve ayda yaklaşık 1.8 milyar dolar tutarında olduğunu, özellikle de ABD Kongresi’nin Ukrayna için bir sonraki yardım paketini tartışma sürecinde olduğu 2023 sonu ve 2024 başında çok önemli olduğunu ortaya koymaktadır.

Trump’a inat İngiltere kesenin ağzına açtı! Ukrayna’ya finansal yardım paketi

ABD’NİN UKRAYNA’DA ZAFER SATRANCI

Üçüncü olarak, her ne kadar son iki yıldır Ukrayna ve Rusya arasındaki çatışma askeri bir çıkmazı andırmaya başlamış olarak nitelendirilse de, savaşın nihai sonucunun belirsizliğine rağmen ABD federal bütçesinin %2’sinden daha az bir maliyetle Rusya’nın ordusunun ciddi şekilde zayıflatılmasından sebep küresel üstünlük mücadelesinin oynandığı satranç tahtası söz konusu olduğunda, ABD pek çok açıdan kazançlı çıkmaya devam etmektedir. İnsan sermayesi faktörüne gelince, ABD en azından resmi olarak tek bir kayıp bile vermedi ve Güney Carolina Senatörü Lindsay Graham, Zelenski ile Trump arasında gerçekleşen ve çok ses getiren görüşmeden birkaç gün önce Ukraynalıları açıkça övdü.

Rus ekonomisi savaşa dayanabilir mi?

ABD’nin yumuşak gücüyle ilgili olarak, hızlı bir Rus zaferinin, örneğin Rusya’nın 2022 başlarında Kiev’i ele geçirmeyi başarmasının bir sonucu olarak, Washington’a olayların gidişatını büyük ölçüde değiştirmek için nispeten az seçenek bırakacağını ve bunun ülkenin uluslararası konumuna ciddi bir darbe olacağını, özellikle de böyle bir gelişmenin yanlış hesaplanmış ve büyük bir politika başarısızlığı olarak nitelendirilen 2020-2021 Afganistan’dan çekilmesinden kısa bir süre sonra meydana geleceğini akılda tutmakta fayda var.

Zelenski: “Avrupa artık kendi ordusunu kurmalı”

Aslında Rusya Ukrayna’da maksimalist hedeflerine ulaşabilseydi, bu durum ABD’nin Rusya’nın işgali öncesinde istihbarat konusunda isabetli davranmış olmasının parlaklığını ortadan kaldırabilirdi. Rus siyasetçilerin bütün inkarlarına rağmen ABD’li yetkililer Rusya’nın saldırısının boyutlarını doğru tahmin etmiş ve Ukraynalı muhataplarını olası yansımalar konusunda bilgilendirmişlerdi. Dolayısıyla, Ukraynalıların güçlü bir düşman karşısında zorlukların üstesinden gelme becerisinin ve ABD’nin onlara Rusya’nın gerçek niyetleri hakkında çok ihtiyaç duydukları erken uyarıyı sağlama açısından oynadığı rolün, en azından kamuoyu incelemesini azaltmaya ve dikkatleri ABD’nin Afganistan’dan başarısız çıkışından uzaklaştırmaya hizmet ettiği de tartışmaya açık.

Fransa Cumhurbaşkanı Macron: “Avrupa’nın geleceği tehdit altında”

ALİCENAPLIK MI YÜKÜMLÜLÜK MÜ?

Analiz pragmatik faktörlerin ötesine taşındığında, Ukrayna’ya yardım etmenin Doğu Avrupa ülkesine karşı sadece bir alicenaplık ruhu sergilemekten ziyade ABD’nin bir yükümlülüğü olduğunu varsaymak için çok sayıda neden var.

Putin’in işgal kararı, Ukrayna’nın egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün korunmasına ilişkin imzacı tarafların taahhütlerini içeren ve aynı zamanda ABD gibi nükleer güçlerin çıkarlarına büyük ölçüde karşılık gelen daha geniş nükleer silahların yayılmasını önleme rejiminin bir parçası olan önemli bir belge olan Budapeşte Memorandumu’nu doğrudan ihlal etti.

Almanya’da devasa silahlanma paketine yeşil ışık

Memorandumun uluslararası hukuk kapsamında bir antlaşma mı yoksa sadece siyasi bir sözleşme mi olduğunu tartışmaya açık hale getiren muğlak ifadelere rağmen, bazı akademisyenler Budapeşte Memorandumu’nda Ukrayna’ya karşı üstlenilen taahhütlerin, özellikle Rusya’nın BM üyesi olmaya devam ettiği göz önünde bulundurulduğunda, BM Şartı gibi diğer yollarla yasal olarak bağlayıcı olduğu argümanını ileri sürüyorlar. Bunun sonuçlarından biri de ABD gibi diğer imzacıların sadece seyirci kalmasının beklenmemesi…

Ukrayna parçalanacak. ABD yardım paketinden komplo çıktı

2022 öncesinde ABD’li müzakereci Steven Pifer, Budapeşte Memorandumu ile ilgili tartışmalarda ABD’nin “sınırsız destek” sözü vermediğini, ancak yine de anlaşmanın ya da memorandumun ruhunun ihlal edilmesi halinde, askeri yardım da dahil olmak üzere, güçlü bir ilgi göstereceğini ve karşılık vereceğini açıkça belirttiğini hatırlattı. Dolayısıyla Washington’un Ukrayna’ya askeri destek sunarak “hayırseverlik” yapmadığı, aksine “uluslararası hukukun öngördüğü şekilde pazarlığın kendisine düşen kısmını yerine getirdiği” açıktır. Benzer şekilde, eski ABD Başkanı Bill Clinton 1990’larda Ukrayna’nın nükleer cephaneliğini teslim etmesinde oynadığı rolden dolayı duyduğu pişmanlığı açıkça dile getirmiş, dolayısıyla ABD’nin Doğu Avrupa ülkesine devam eden desteğini, bir adaletsizliği en azından kısmen telafi etme motivasyonunun yansıması olarak görme eğiliminde olmuştu.

Patriot krizinde gözler Türkiye’ye çevrildi. İspanya reddetti. Yunanistan ABD’den güvence istiyor

ABD, kimliğini “özgürlük ruhuna bağlılığı ve totaliter aşırılıklara karşıtlığı” üzerine inşa etmiş bir devlet.. Bucha Katliamı gibi Ukraynalı sivillere karşı işlenen zulümlere ek olarak, Joe Biden döneminde ABD Savunma Bakanlığı’nda uluslararası güvenlik işlerinden sorumlu savunma bakan yardımcısı olarak görev yapan Amerikalı uluslararası ilişkiler danışmanı Celeste Wallander, Rusya’nın Ukraynalı çocukları kaçırması ve zorla evlat edinmesinin “Nazi benzeri saflık fikirlerini” yansıttığını belirtirken, Ruslaştırma yoluyla ulusal kimliklerini silme girişimleri bazı akademisyenler tarafından esasen “soykırım eylemleri tanımına giriyor” şeklinde tasvir edildi. Dolayısıyla, savaşın dışında kalmak ya da Ukrayna’yı desteklemek için asgari düzeyde çaba sarf etmek, birçok Amerikalının öz kimliği ve genellikle ABD hegemonyasıyla ilişkilendirilen ahlaki liderlik ya da nispeten iyi huylu gerçekçilikle büyük ölçüde çelişiyor.

Rusya’nın petrol ihracatında büyük şok: Yaptırımlar Putin’i yalnızlaştırıyor

Sonuçta hangi siyasi, ekonomik ya da sosyal alana bakılırsa bakılsın, Ukrayna’nın ABD’ye yük olduğu düşünülemez. Hatta pek çok açıdan ABD’nin hayati çıkarlarının ilerlemesine katkıda bulunduğu dahi iddia edilebilir. Uzmanlar, Trump ve Zelenski arasında yaşanan ve birkaç gün sonra ABD’nin Ukrayna ile askeri yardım ve istihbarat paylaşımını askıya almasına neden olan kamuoyu önündeki kavgayı, Ukrayna-Amerika Birleşik Devletleri ilişkileri söz konusu olduğunda sadece bir tümsek olmasını temenni ediyorlar.

Amerikan ve Ukrayna heyetleri arasında 11 Mart 2025’te Suudi Arabistan’ın Cidde kentinde yapılan toplantının ardından güvenlik paylaşımına verilen aranın kaldırılması, muhtemelen Trump yönetiminin Ukrayna ile güçlü bir ortaklığın her iki tarafa da sağlayacağı faydalar açısından tek yönlü bir yol olmaktan uzak olduğunu ve Ukraynalıların kendilerini küçük ortaklardan ziyade, eşitler olarak görmeyi fazlasıyla hak ettiklerini göstermekte.